0 rakımdan 2200 metreye yolculuk

6:30 gibi uyandım, pencereden baktığımda Karadeniz alışılagelmemiş sakinliği ile sabahı karşılıyordu. Toparlanıp Şebinkarahisar için yola koyuldum oysaki bir gün önce aynı noktadan geçmiştim. İstanbul’dan bakınca haritada durduğu gibi seyretmiyor Anadolu toprakları. Rakımı 0 olan Giresun’dan bir buçuk saat sonra 2200 metreye çıktığınızda mideniz bulanıyor sarhoş gibi oluyorsunuz.
Yol sisli,yağmurlu ve kıştan kalmış kar yığınları hala yol kenarlarında buz kütlesi şeklinde yavaşça eriyor.
Şebinkarahisar’a ulaştığımda esnaf kepenklerini yeni açıyordu, sağnak bir yağmur sokakları süpürüyor, çocuklar yağmura rağmen okul yolu telaşındaydı. Kendi halinde bir esnaf lokantasında şehriyeli tavuk çorbasını içip üstüne çayımı yudumladım. İlk çekim durağımızda işyeri sahibi ile bölge ile ilgili bilgiler alırken bir sonraki rotamız Gümüşhane’nin Şiran ilçesine yol tarifini de aldım. 0 rakımdan 2200 metreye başım mı dönüyor ne!

 

Fotoğraf çekimimiz Bosch mağazasında sona eriyor. Yola koyuluyorum. İki ilçe arasında bulunan Alucra ilçesinden geçiyorum, daha önce bu kadar yol kenarı çeşmesi olan bir ilçe görmedim. O kadar çok hayrat var ki birkaçında durup suyun tadına baktım. Yol çok keyifli. Şiran’a doğru karasal iklim biraz kendini hissettiriyor. Şiran etrafı dağlarla çevrili bir kasaba. İlçe merkezinde ekonominin tarım ve hayvancılığa bağlı olduğu açıkça görünmekte. Çok kalmıyoruz Şiran’da. Kelkite doğru hareket ediyoruz. Etraf oldukça sesiz ve hava oldukça güzel. Bölgenin dağlık olması sonucu ilçeler genlikle düzlüklere kurulduğundan Kekkit’e vardığımızda aynı manzara karşılıyor bizi. Şiran ilçesine göre daha büyük bir ilçe burası. Kelkit çayınıda sınırlarında bulunduran ilçenin geçim kaynağı da yol boyu ilelerken görüleceği gibi tarım ve hayvancılık. İlçede çekimlerimiz sırasında edindiğim bilgiye göre kışları oldukça sert ve kar yağışlı geçiyormuş.

Yollar çok ürepertici
Yollar seyir için oldukça iyi. Rotamızda Gümüşhane merkez bulunuyor. Kelkit ile arasında 60 km lik bir yol mevcut. Yol iyi olmasına rağmen dik yokuşların ve virajların hakimiyeti altında. İl yine dağların arasına kurulmuş durumda,eski ve yeni binalar yan yana. Yağmurun bittiği bir zaman diliminde vardığım Gümüşhane hafif çamurlu sokaklarıyla hafızamda yer etti.

Çekimlerimiz bittiğinde öğle yemeği için Özdenoğlu Konağı’nda alıyorum soluğu.(www.ozdenoglukonagi.com) Yöresel lezzetler burada saklı. Güzelce bir yemek sonrası Demirkaynak Köyü’nde kurulmuş olan Koza Altın İşletmeleri’ne ziyarette bulunuyorum. İlk defa bir maden şirketine misafir oluyorum.Kapıda silahlı ve zırhlı güvenliklerden geçip tesisi dolaşıyorum. Meşhur siyanür çukurunu görüyorum. Tesis insanlardan uzakta bir dağ yamacına kurulmuş.

Dönüş yolunda yağmur göz açtırmıyor. Giresun’a doğru yol almak için navigasyonuma baktığımda 170 km görünen yol oldukça virajlı ve kendine has tehlikelerle dolu.Kürtün Baraj gölü yol boyunca gördüğüm en korkunç insan yapısı aslında. Dev yamaçların dibinde sonsuz bir mavilik.Bölgeden ilk geçenler için oldukça ürpertici.

Harşıt Çayını takip eden yol sizi Tirebolu’ya çıkartıyor. Tirebolu’ya vardığımda akşam üstü olmuştu. Tirebolu Limanı’nın ardında güneş denize doğru inerken günün son çekimini de yaptık. Çekim esnasında dede tarafından bir yakınla tesadüf karşılaştık. Küçük bir çay ocağında biraz sohbetledikten sonra Mavi Yeşil Restorantta (www.mymaviyesil.com ) balık keyfi yapmak için mola verdim. Güzel bir mezgit tava, mevsim salatası ve Karadeniz mutfağı mezeleri ile Karadeniz’e karşı eşsiz bir akşam yemeği yedim. Daha sonra Otel Ayana’yagiderek geceyi orda geçirdim.(www.ayanaotel.com)

İsmail Atalar

Reklam Fotoğrafçısı