Sivas Kangal Köpeğinin Diyarındayım…
Yağmurla yattığım gecenin sabahına yağmurla uyandım. Adı üstünde burası Suşehri. Çok erken yola koyuldum. Geldiğim yolu tekrar dönmek zorundaydım. Bugün gerçekten uzun bir yolculuk yapacağım. Sivas’ın kuzeyinden en güneyine ve en doğusuna gideceğiz.
Suşehri’nden Zara’ya akşam yolculuğundan daha zor ilerledim. Zara’dan Sivas’a ise daha hızlı. Sivas’tan sonraki ilk durağımız Gürün ilçesi. Navigasyon cihazı 135 km’lik yol hattını çizerken vakit sabah saat 10:00 civarıydı. Uzun platolardan devam en yol, küçük köylerden geçerek vadi aralarından dik yokuşlu rampalarla ilçeye ulaştı.İlçe, kaya oymaları ile süslenmiş yamaçların dibinde sesiz bir şekilde kendini sergilerken biz çekimlerimizi 1 saat içinde bitirdik.

Çay molamız dahi olmadan hatta yemek yemeğe bile vakit bulamadan düştük Kangal içesisinin yoluna. Navigasyon cihazının kısa yolu aracımı çıkmaza sokunca yolumu kaybettim. Tekrar ilçeye dönüp geldiğimiz yoldan 75 km’lik yol giderek öğleden sonra Kangal ilçesine ulaştım. Yol üstünde Kangal Araştırma Merkezi Üretim Çiftliği ilgimi çekti. Kaymakamlığa bağlı faaliyet gösteren Kangal Araştırma Merkezi Üretim Çiftliği’nde yetiştirilen köpekler çiftliklere çoban köpeği olarak satılmaktaymış. Kangal köpekleriyle dünyada önemli bir yeri olan Kangal ilçesi yüksek yayla görünümüne sahip bir coğrafya ve ilçenin ekonomisi hayvancılığa bağlı. Çekim sonuçlarımız iyi geçmesiyle küçük bir kahve molası verip yoluma devam ediyorum.
Bir sonraki durağımız Sivasın Divriği ilçesi. Yol tabelasını takip ettiğimizde 100 km lik bir yol görünse de oldukça zor bir parkur olduğunu Divriğiye vardığımda anlıyorum. Yol oldukça rampa ve virajlardan oluşmakta, azmi süratın üstünde seyretmeme rağmen 1.5 saat süren bir yol sonucu ilçeye ulaşabiliyorum. İlçede fotoğraf çekimimiz sona erdiğinde günbatımına yarım saat kalmıştı.İlçede bulunan tarihi Ulu camiine şöyle uzaktan bir bakıp devam ediyorum. İlçe çıkışında trafik polisi çevirmesine takıldım.Yol ile ilgili dikkatli olmam konusunda uyarı aldım. Yol çok virajlı ve akşam serinliği çöktü. İlçede yaşanmış terör olaylarının da verdiği korku ile sanırım ayağım hiç gazdan kesilmedi.Hayatımda ilk kez terör örgütünden bu denli korkuyorum.
Kangal ilçesi istikametinden Sivas yolunu tutum. Kangal çıkışında biri otostop çekti. Araçla yaklaştığımda Sivas’a giden biri olduğunu söyleyen amcayı arabaya aldım. Devlet Su İşlerinde çalışan İbrahim Usta ile yol sohbeti yaptık. İbrahim Usta ‘’ Bizim burda en az arazisi olan benim 200 dönüm’’ deyince Sivasın coğrafi olarak ne denli büyük bir il olduğunu iyice anladım. Yolda sivasın buğday ve arpasından, ahırda beslenen hayvanlarına dek İbrahim Usta ile güzel bir sohbet ettik. İyi ki varsın Anadolu insanı! Muhabbetin daim olsun.
Sivas merkezde İstanbul’dan gelen mail ile bir sonraki ilimizin Giresun olduğunu öğrendim. Sivas-Giresun 300 km olsa da yaklaşık haritada 6 saatlik yol görünmekte. Yarın ki programın aksaması için alabildiğim yolu gece gitmek için yola koyuldum. İlk hedefim 140 km sonraki Suşehri’ne ulaşmaktı. Zara ilçesine ulaştığımda sileceklerin dahi kafi gelmediği yağmura tutulunca gecenin Zara’da geçeceğini artık biliyordum. İlçede alternetif otel yok. Tek otel Zara 2000 Oteli’i. Bu gibi bir havada insana dünyanın en lüks oteli gibi geliyor. Otele yerleştikten sonra gün boyu yaptığımız 600 km’nin üstünde yol midedemde tek bir şey bırakmamıştı. Otelden yürüme meseafesinde bir esnaf lokantası bulduğumda kendimi günün piyango talihlisi gibi hissettim. Organik et yemek için Zara iyi bir durak karışık ızgara ve sütlaç gayet nefisti. Gecenin bir yarısı misafir umduğunu değil bulduğunu yermiş.

İsmail Atalar

Reklam Fotoğrafçısı