Atmaca kuşu samimi sohbetler ve uzun yollar

Sabah kahvaltıdan sonra valizimi alıp otelden ayrıldım. Bugün Rize’deki son günümüz yarın için ise rotamız henüz netleşmedi.Güzel zaman geçirdiğimiz Rize’ye veda zamanı.

İlk çekim noktamız Pazar ilçesi. Pazar ile il merkezi ile arasında 40 km’lik mesafeyi katederken sağınızdaki dumanlı tepeleri görmeden yapamıyorsunuz. Pazar küçük ve şiirin bir yer, esnaf yine espirilerle dolu. Rizen’in ilçelerinde farkılı çay içme kültürleri var, kimi ilçelerde çay çöplü sunuluyor, kimilerinde ise süzgeçten geçirilmiş şekilde. Her ilçe yaşayan insanların söylediğine göre çay böyle içilirmiş. Pazar sahil kıyısında Kız Kalesi denilen küçük bir adacık mevcut. Üstünde kale kalıntısı hala duruyor. Trabzon Rum İmparatorluğu zamanında XIII.-XIV.yüzyıllarda yapıldığı sanılan kale Kale Osmanlılar zamanında onarılmış ve kullanılmış.

Pazar ilçesinden Ardeşen ilçesine gidiyorum. Ardeşen çekimleri sırasında Mustafa Abi ile tanışıyoruz. Ardeşende atmaca kuşu tutkunları var. Atmaca benimde merak ettiğim kuşlardan biri, yakından görmek istiyorum. Atmaca sahipleri sezon dışında atmacalarını pek sergilemiyorlar. Küçük bir fırsat yakalıyorum yakından görebilmek adına. Mustafa Abi çok sevecen ve misafirperver muhlama ve alabalık yemeden göndermem diyor. Ayder Yaylası’na çıkılan yoldan 45 dk yol alıyoruz. Hoşdere denen mevkiye geliyoruz. Köpük köpük akan bir dere kenarına kurulmuş yerel bir mekanda super ziyafet çekiyoruz. Büyükçe bir muhlama tabağı, tereyağda alabalık, çoban salata ve yemek sonu bal ve çay. Güzel sobet ve fotoğraf çekimleri yaptıktan sonra Ardeşen’e geri dönüyoruz.

Fındıklıya yol alıyorum

Bir sonraki duruğımız Fındıklı ilçesi. Sahil kenarında kendi halinde kurulmuş ilçe önünde mavi arkasında yeşil tonlarla karşılıyor insanı. İlçe insanı açık tenli, kuzeyin insanlarına benzer yapıları var. Yerel dil lazca burda epey kullanılıyor. Çekimlerim bittiğünde sahilde bir kahve molası veriyorum.

Erzurum Bekle Beni

Telefonum çalıyor açtığımda bir sonraki rotamızın Erzurum olduğunu öğreniyorum. Kahveyi yarım bırakmamak elde değil. En kısa yol 320 km görünüyor. Yol çok uzun harekete geçiyorum. İyidere sapağından Rize-İspir yolunu takip ederek devam ediyorum. Günbatımına bir saat gibi bir zaman var sürekli tırmanıyorum. Yol boyu ırmakların gürültüsü çok tedirgin edici, deniz epey ardımda kaldı. Yol virajlar ve rampalarla devam ederken dağ sıralarının içinde küçücük bir nokta olarak ilerliyorum.

Gün batmadan birkaç kare fotoğraf alıyorum. Birçok köyden geçiyorum. Kar tepelerde belirdiğinde karanlık çökmüştü. Hiç bilmediğiniz iklimde araç kullanmak çok zor. Yarım saatte bir araç ancak geçiyor küçük bir arıza yapsanız sabahı beklemeniz gerekecek. Yol boyu birkaç tilki e tavşan önüme zıpladı. İspire yakın bir yerde firen yapsamda tavşan aracın altında kaldı. Araçımı ters istikamete çevirdim. Yanına gittiğimde hala sıcaktı ve orada bırakmak kanımca yanlış olacaktı. Araca aldım ve bir kaba koydum. Erzurum’a ulaştığımda gece yarısı olmuştu. Tavşanı bir yol kenarı lokantasında bir garsona verdim. Eve götüreceğine söz verdi. Erzurum soğuğunu hissemem geç olmadı. Merkezde Dilaver Otel’e yerleşiyorum. Hava soğuk otel sıcak ve yol beni yıpratmış. Zaman kaybetmeden dinlenmek gerek.

İsmail Atalar

Reklam Fotoğrafçısı