Iğdır; Doğunun ılıman şehri

 

Biraz geç uyandım. Hava hafif yağmurlu ve zaman zaman güneş kendini gösteriyor. Tüm gün Iğdır’ı gezmeye ayırıyorum.

Kahvaltıdan sonra ilk durağım Ermeni Soykırım Anıtı oldu. Gösterişli bir mimariye sahip olan anıt, gezi turları tarfından ziyaretçi akınına uğruyormuş. Hava yağmurlu olduğu için bugün çok birkaç kişi hariç kimse yoktu.
Türkiye’nin en doğusuna bu anıtı dikmem sanırım birçok anlam ve mesaj iletmekte.

Şehrin 25 km dışında bulunan Iğdır Şerafeddin Ejder Kervansarayı için yola çıktım. Daha önce harabe olan bu yapı güzel restore edilmiş. Jandarma kolluk kuvetinin gözetiminde olan bu alanı kolluk komutanının izni ile açtırıp fotoğrafladım. İç ve dış mimari oldukça etkileyici, iç mekan aydınlatması yok ve bahçe biraz bakımsız. Kervansarayın yanı başında top oynayan çocuklarla sobet edip fotoğraf çektim. Çocukların top oynarken fısıldadığı isimler Messi,Arda ve Ronaldo…

Şehir merkezine geri döndüğümde Iğdır’ın lezzetlerine bir göz atalım dedim. Meşhur mekanlardan olan İranlılar Saray Lokantası’nda Iğdır’ın meşur bozbaş yemeğini yemeden olmaz. Et ve nohutla biraz yağlıca yapılsada tadı oldukça güzel. Yemek sonrası gezmeye devam ediyorum.

Ağrı Dağının eteklerine doğru yürüyüşe çıkıyorum. Yöreye ait değişik çiçekler dağ eteklerinde. Etrafta arı kolonileri olan arıcılar bulunuyor. Birinin yanına gidip sohbet ediyorum. Kızılay çadırında kendine bir dünya kurmuş. Bisikleti, feneri, çay ocağı, yatağı. Sezonluk olarak arılarının iyi çiçeklerden beslenmesi için Ağrı’nın eteklerine geliyormuş. Sen gazetecisin deyip bana bir kare fotoğraf vermedi. Selamlaşarak ayrıldık.

Dağının heybeti gün batımı ile son bulurken, bulutların rengarenk tablolar oluşturduğu gökyüzünde Iğdır tahmin ettiğimden daha güzel bir ilimiz olduğunu anladım.

İsmail Atalar

Reklam ve Tanıtım Fotoğrafçısı