Muş ilçeleri Malazgirt, Bulanık ve Varto Seyahati

Tatvan konaklama konusunda Anadolu’da çok keyif aldığım bir yer oldu. Güzel bir kahvaltıdan sonra bir sonraki rotamız Muş için yola koyuldum.

Malazgirt ilk çekim yapacağımız yer. Tatvan ile arasında 110 km’lik bir mesafe bulunsa da yol şartları o kadar zor ki iki saatte ulaşmak mümkün oluyor. Ahlat’dan sonraki bölüm tamamen at arabası yolu gibi, telefon çekmiyor ve araç trafiği yok. Malazgit ovasını ikiye bölen yoldan ilerlerken uçsuz bucaksız düzlükde adeta kayboluyorsunuz. Malazgirt meydan muharebesini tarih kitaplarından okuduğunuzda yavan kalır ancak burayı gördüğünüzde sahne tamamlanır. Malazgirt girişinde sizi Malazgirt Kalesi karşılıyor. İlçe kale içinde kurulmuş, çarşı pazar işleriyle uğraşan yerli halk oldukça güleryüzlü. Çekim sonrası kale kapısından çıkarak Bulanık ilçesine devam ediyorum.

Bulanık ilçesi yüksek plato bir coğrafyaya kurulmuş tipik bir anadolu ilçesi görünümünde. İlçe merkezindeki esnaf ve dükkanlara bakınca tarım ve hayvancığın İlçe’nin geçim kaynağını oluşturduğunu anlayabiliyorsunuz. Küçük bir kahvede çay içip çekimlerimizi tamamlıyoruz. Hava oldukça güzel ve Muş merkeze doğru hareket ediyoruz.

Güzel rakımlarda güzel şeyler

1500-1700 metre rakımla yüksek bir plato görünümüne sahip Muş Türkiye gelir sıralamasında son sıralarda yeralmakta. Tarım ve hayvancılığa bağlı ekonomi sosyal yapıyıda etkilemiş görünüyor. Şehir oldukça sakin.Yine sakin bir esnaf lokantasında Muş köftesi yemeden gitmiyoruz. Bir sonraki çekim yerimiz Varto.

Sağ yanınıza Murat Nehri’ni alarak bir saat kuzeye ilerlediğinizde yemyeşil Varto’ya ulaşıyorsunuz. Hava mis gibi. İlk defa havayı içimde tutmak, bırakmamak istiyorum. Yol çok keyifli, doğal köylerden geçip Varto’ya vardığınızda bir kasaba havasını hissetmemeniz mümkün değil. İnsanlar pazar alışverişi ve ticaretle zaman geçiriyor. Çardak altında içtiğim ayran uykumu iyice getirse de çekimlere devam ediyorum.

Muş merkeze geri dönerken şehre yakın bulunan Murat Köprüsü’nü ziyaret edip yanında ki çay bahçesinde bir hatır kahvesi içiyorum. Akşam gün batmadan Muş merkeze dönüyor ve akşam yemeğimi yedikten sonra İstanbul’dan gelen haber ile Diyarbakır rotamız başlıyor. İlk durağımız Silvan ilçesi.

Navigasyon cihazı Bitlis üzerinden 220 km’lik bir yol ve başka bir yoldan 140 km’lik bir kestirme yazıyor. Zaman önemli. Kestirme yol cazibesine kapılıp yola koyuluyorum. Gün batana dek herşey çok güzel gidiyor. Karanlık çöktüğünde yollar ıssız, navigasyon cihazı yol olmayan yerlerede dere tepeden gitmemem için beni uyarıyor. Birkaç köyde durup yol sormak istesemde in cin top oynuyor. Bu bölgede Terör de var. Kim vurduya gitmek cabası. Bir kahvehanede yol soruyorum. Olmuyor, birtürlü yolu bulamıyorum. Kayboldum. İstanbul’u arayıp haritadan yardımla devam ediyorum. İnanılmaz bir sesizlik iki saattir en ufak bir araçla karşılaşmadım. Hızım ortalama 30 km civarında ve yol kayaların içine oyulmuş vaziyette ilerliyor. İnanılmaz bir su gürültüsü, virajı aldığımda ani bir firen, her yer bembeyaz, sanırım ölüyorum. Tekrar silkiniyorum. Gördüğüm manzara Batman Barajı’na yansımış projektörler ışıklarıymış. Fena korkuyorum. Çok geçmeden şarkılara konu olan Malabadi Köprüsü’ne geliyorum. Sanırım rüyadayım. Korku bir süre sonra yerini cesarete bırakıyor.

Yarım saat daha yol katedip Silvan’a ulaşıyorum. Gece yarısından sonra otel aramak bir başka sorun oluyor. Bir otel buldum içinde asla kalınacak gibi değil. Birkaç genç öğretmen evini tarif ediyor. İşletmecisi binbir sual soruyor, en kötü odasında kalmak zorunda olduğumu anlıyorum. Arabada yatmaktan iyidir. Silvan olaylı bir bölge kapımı kilitliyorum, ardına sandalye koyuyorum. Penceremin perdesini ardına dek açıyorum ki giz yaratmayayım. Sıkıntılı bir yolculuktan sonra, sıkıntılı bir uyku…

İsmail Atalar

Reklam Fotoğrafçısı