Gün doğmadan uyandım. Rotamız Giresun. Yol epey uzun ve hava yağmurlu. Suşehri’ne dek yağmur benimle birlikte devam etti. Şuşehri’nden yol tabelasını takip edip Şebinkarahisar istikametine giderken Çamlıca Barajı karşınıza çıkıyor. Baraj gölü kenarında durup yüksek bir tepeden göle baktığımda kıyılarda irili ufaklı bir sürü balık gördüm. Göl içinde alabalık çiftlikleri mevcut. Bir süre sonra göl görevlisi teknesi ile gelip bana uyarıda bulundu.(göle yaklaşmak yasakmış,açıkçası çok komik)

Giresun Dağları’nın eteklerinden devam eden yol, yükselti ve virajlarla hızımızı iyice kesmeye başladığında iki vadi arasında bir çift keklikle karşılaştım. Hayatımda ilk kez gördüğüm bu kuş türünü hayranlıkla izledim. Araçtan inip kekliğe doğru yürüdüğümde kekliğin tüğlerini kabartıp tiz bir sesle kayalık araziye ilerleyişi muhteşemdi.
Şuşehri Şebinkarahisar arası 53 km ve yaklaşık bir saat sürüyor. İlçe merkezine girmeden yol kenarında duran ak sakallı amcayı arabaya aldım. Adını Hasan olarak öğrendiğim bu amca Şebibkarahisar’da tek başına yaşıyor. Üç oğlu ve iki kızı İstanbul’da tekstil işinde çalışıyormuş. Biraz İstanbul’dan bahsediyoruz. Hayıflanıyor. ‘’Seksen dönüm arazi bomboş, elin işlerinde asgari ücrete İstanbul’da çalışıyorlar, bir koyun bin Türk Lirası ama kıymetini bilmiyorlar buraların’’diyor. Çarşamba Günü Şebinkarahisar’ın halk parazıymış. Amcayı pazar yerinde bırakıp devam ediyorum. Şebinkarahisar kalesi tüm ihtişamı ile ilçeyi seyrediyor.

Şebinkarahisar bir başka coğrafya
kalesi

Giresun yolu heyalandan dolayı kapalı, yan yoldan devam ediyorum. 120 km’lik Giresun yolu başlıyor. 2200 rakımlı Eğribel geçidinden geçtikten sonra oldukça virajlı, kayalık, altı uçurum ve bir o kadar muhteşem doğa ile birlikte Giresun’a doğru ilerleiyorum.

Yeşilin her rengi, kuş seslerinin akan dere sularıya oluşturduğu ahenk bambaşka. Bu yolda görecek, işitecek çok şey var. Hayatımda araç sürüş konforunun bu kadar az olduğu bir başka yol olmamıştı. Saat 9 sularında Giresuna ulaştım.

Giresun merkez çekimlerim bitiğinde meşhur Tibor Resturant’da yöresel bir ziyafet çektim. Karadeniz ve Osmanlı mutfağı çok leziz. Kesap ve Bulancak’ta yaptığımız çekimlerin ardından gün sona erdi.

 

Önce Ordu Hapan da bulunan büyük dayımın köyüne bir ziyaret gerçekleştirdim. 40 yıl hatrı olan kahveyi yudumladıktan sonra Ordu merkez’e hareket ettim. Yıllardır www.zipkinci.com vasıtasıyla yazıştığımız Nihat abimizle yüzyüze görüştük. Güzel bir akşam yemeği söyledi. Arkadaşları ile tanıştırdı zıpkınla balık avı hakkında uzunca sohbet yaptık.

Gece 22.00 gibi Ordu’dan Giresun’a geçerek Başar Otel’de (www.hotelbasar.com.tr) manzaralı odamda dinlenmeye çekildim. Fakat İstanbul’dan gelen mail yarın için Şebinkarahisar’a geri gideceğimizin haberini veriyordu.Bu da erken kalkmak anlamına geliyor…

İsmail Atalar

Reklam Fotoğrafçısı